Sığla Ağacı

Sığla Ağacı
2 December, 2016
Yeniden Doğuş’un Simgesi: SIĞLA

    Sizlere 65 milyon yıldır varlığını sürdüren Sığla (Günlük) ağaçlarından bahsetmek istiyorum. Dünya üzerinde endemik bir tür olarak Türkiye'de varlığını sürdüren bu ağacın doğal yaşam alanı Fethiye’den Datça Yarımadası sınırlarına kadardır.

   Sığla ağacının gövdesine belirli derinlik ve uzunluklarda açılan yarıklardan (yöre halkınca yaralar) akan sıvı yüzlerce yıldır ilaç olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda günümüzde ilaç, kozmetik ve gıda sanayiinde değerli bir hammaddedir. Sığla yağının iyileştirici özelliğini keşfeden tarihte ilk kişi Hipokrat olmuştur. Bu yağ sayesinde birçok iç ve dış yaraların iyileşmesini sağlamıştır. Sığla yağının bulundurduğu içeriğin temel olarak iç ve dış yaralara iyi geldiği bilinmektedir. Özellikle Gonore, Egzama, Sedef gibi cilt hastalıklarında ve mide yaraları, ülser ve basur gibi iç yaralarda etkili olduğunu biliyoruz. Antiseptik özelliği sayesinde yaraların üzerini sararak hızlı iyileşme sağlamaktadır. Antik dönemde Fenike’lilerin temel ihraç maddesi olan sığla yağı, insan ve hayvanlarda doğal haşere kovucu olarak da kullanılmıştır. Dünya üzerindeki mumyaların da içlerinin sığla yağıyla kaplanmış olduğu kanıtlanmıştır. Gerekçe olarak vücut bütünlüğünü uzun süre koruma özelliğiyle birlikte etrafa yaydığı hoş koku gösterilmiştir. Sığla ağacının kabuğu buhur ve tütsü olarak kullanılmaktadır. Etrafa yaydığı ferahlatıcı kokunun yanı sıra ortamda haşerat oluşumunu da engellemektedir. Ayrıca cilde uygulandığında yarattığı ışıltı sebebiyle Kleopatra tarafından hamam sonrası “aşk iksiri” adını verdiği nemlendirici olarak da kullanılmıştır. Mitolojide de kendine yer bulan sığla ağacı mitolojik bir kuş olan ve kendi küllerinden yeniden doğan Phoenix (Anka), öleceğini anladığı zaman Sığla ağacı dallarını toplamaya başlar, öldükten sonra yanan sığlanın küllerinden bu kuş yeniden doğardı. Phoenix aynı zamanda Muğla ili sınırları içerisinde yer alan bir antik kentin de adıdır. Arkeologlar, ölen insanların cesetlerinin yakılmasının çıkış yerinin Anadolu Neolotik Çağı olduğunu belirtmektedirler. Ölülerin yakılmasının nedenlerinden biri, ruhun öbür dünyaya daha hızlı gitmesi, bedeni daha rahat terk etmesinin sağlanmasıdır. Sığla ağacının yanarken çıkardığı kendine has kokusu, ölen kişinin ruhunu temsil etmesi sebebiyle, ruhun bedenden çıkarken izleyeceği yolun göstergesi de Sığla ağacının tuhaf kokusu olmaktadır. Dolayısıyla ölü yakma kültürünün unsurlarından birinin de Anadolu’nun sığla ağacı olduğu tezi savunulmaktadır. Bu eşsiz şifa kaynağının en doğal halini sizlerin beğenisine sunuyoruz...
Yorum ekle